Hava yine soğuktu. Kar yağmaya devam ediyordu . Rüzgarın sesi insanları bir hayli ürpertiyordu . Dışarıda kimse kalmamış,herkes evlerinin pencerelerinden dışarıyı izliyorlardı Kasabanın ortasından yol geçiyordu ve yolun kenarları hep ev idi. Bu kasabanın adı Jangan idi. Evlerin bacısından çıkan dumanlar kasabayı sarmıştı,hava oldukça soğuktu ve insanlar evlerine odun taşıyordu. Yolun sonunda bir adam gözüktü. Bu kadar tipi arasında,soğukta kim olabilirdi. Ama adam yakına gelmeden kim olduğu öğrenilemezdi tabii. Adam iyice yaklaşmıştı,orta yaşlı,esmer,yakışıklı bir adamdı. Fakat savaştan çıkmış gibiydi aynı.Her yeri kan içinde kalmış,üstü yırtılmıştı. Yere bastıkça çizmelerinden gelen ses duyulmaya deyerdi. Adamın adı Liyui idi. Kimse adamı tanımadığı için herkes perdelerini örttü ve kapılarını kilitledi. Dışarıda odun taşımakta olanlar odunlarını oldukları yere bırakıp hemen içeri geçtiler. Oysa ki adam kötü birisi değildi. Bu şehirde iksirci,sikahçı,atçı,kervancı,giysici,aksesuar vb.gibi bir çok market vardı. Ve bunlar soğuğa rağmen açıklardı. Fakat herkes dükkanlarını kilitledi ve içeri geçtiler. Fakat içlerinde biri vardı ki içi sevgi dolu birisiydi. Adı Tom idi. Kasabanın silah işleriyle uğraşırdı. Silahlar yaparak satar ve silahların tamiri ile uğraşırdı ve geçimi buradan sağlardı. Tom amca Liyui'yi görüp hemen çağırdı. Adam çok bitkin gözüküyordu. Ve yavaş yavaş dükkana ilerledi. Dükkana zorla adımını attı çizmelerinden sızan su yeri bir hayli ıslattı. Elleri kalıp gibi olan bu geç çok titriyordu. Tom amca adamı önce ateşin yanına geçirdi ve ona kendi giysilerinden verdi...
- Merhaba oğlum,sen de kimsin adın nedir hiç görmedim seni buralarda? Bu soğukta dışarıda ne işin var.
- Merhaba bey amca.Adım Liyui Ben Dowhangtan geliyorum. Şehrimizi hain yaratık Roc bastı ve bizde ona karşı savaştık fakat kimse sağ çıkmadı. Annemi,babamı,kardeşlerimi gözüm önünde öldürdü o yaratık.
- Anladım oğlum.
- Fakat o yaratıktan öyle bir intikam alacağımki..
- Bu zamana kadar ona kimse baş kaldıramadı oğlum. Çok güçlü yaratık.
- Ne olusa olsun,ondan intikam alacağıma yemin ettim.
- Neyse oğlum madem kimsen kalmadı. Bizde kalırsın artık,zaten üç kişi yaşıyoruz. Evim küçük fakat güzeldir. Tam sana göre hem evdekilerde çok sevinir.
- Olur mu hiç öyle efendim. Size yük olmak istemem ben. Sadece karnımı şimdi doyurayım biraz dinleneyim yeter.
- Vallahi de bırakmam seni. Zamanında oğlum olmasını çok istedim fakat olmadı. Sana oğlum gibi bakacam söz.
- Tamam efendim. Size söz veriyorum hiç sorun çıkarmayacağım.
Silahçı dükkanı kapatır ve Liyui'yi yanına alıp eve doğru yol alırlar. Ve Tom amca kapıyı çalar. Kapıyı genç ve güzel kızı Lei açar. Ve karşısında birde Liuyi 'yi görür ve bozuntuya vurmadan Hoşgeldin bacağım der.
-Hoşbulduk kızım bu Liyui artık bizimle yaşayacak.
İçeri geçerler ve yarım saat kadar konuşurlar...
- Liyui oğlum ben derim ki bizim kız da evlenme çağına geldi artık. Zaten birisine verecektim. Allah seni karşıma çıkardı eğer sen ve kızım kabul ederse evlenin derim.
Liyui düşünür ve :
-Efendim ne diyebilirimki kızınız çok güzel. Kendisi kabul ederse benim için sorun yok.
- Kızım sen ne diyorsun sanada bir soralım.
-Babacığım. Ben daha kapıyı açar açmaz Liyui'den çok hoşandım. Bende evet derim.
Tamam o zaman en kısa sürede her şeyi tamamlarız. ( Aradan bir ay geçer ve evlenirler.) Liyui Tom amcanın yanında çalışmaktadır. Ona yardımcı oluyor Tom amcanın yorulmamasını sağlıyordu hem de evini geçindiriyordu. Boş zamanlarda Tom amca ona ok kullanmayı nasıl dövüşüleceğini anlatıyordu. Ve her geçen gün Liyui daha da güçleniyordu. Aradan bir yıl geçmiş Liyui'nin bir oğlu olmuştu. Adını Dugu He koydular. Uzun zaman geçti ve Liyui 35 yaşına geldi. Artık tam bir usta dövüşçü olmuştu. Akşam dükkanı kapatıp eve gittiler ve Liyui söze başladı.
- Yarın intikam zamanı Baba. Ailemin kanını yerde brakmayacağım.
- Oğlum,bak evlendin. Çocuğun da var , boşver çok güçlü yaratık baş edemessin onla,sonra eşin nolacak çocuğun nolacak.
- Baba aslan gibi bir oğlum var. Eğer bana bir şey olursa o annesine çok iyi bakacaktır,buna eminim.
Tom amca ne desede ikna edemez. Ve sabah olur. Liyui iyice kuşanır. Tom amca Liyui'ye özel bir kılıç yapmıştır. Liyu tüm hazırlıklarını bitirip son bir kez ailesine döndü ve baktı. Ailesi arkasından ağlıyordu fakat Liyui yeminliydi. Bugün 10 senedir sabırsızlıkla beklediği gündü. Ve ata binerek Dowhanga gitti. Kasabada haliyle kimse yoktu. Ve geniş bir alan vardı. Liyui attan indi. Etrafa bakındı. Ve
Hain yaratık nerdeysen çık karşıma dedi. Sesi bir hayli yüksek çıkıyordu.
Ve havadan bir ses yükselmeye başladı. Roc baya bir sinirlenmişti ve koskoca yapısı ile alana indi. Her ikiside çok sinirliydi. Bir yandan hakim olmak isteyen Roc,bir yandan ise on senedir intikam için uğraşan Liyui. Ve acımasız savaş başladı. Liyui Roca durmadan kılıç darbeleri ile saldırıyordu ve Roc elinden geldiğince Liyuiyi ısırıyordu. En sonunda ikiside bitkin düştü. Liyui bağırarak : Son bir kez kılıcı batırdı ve Roc'un sesi bir hayli yüksek çıktı. Roc çok kötü darbe aldı ve yere yağıldı.. Yere düşmesiyle birlikte havaya bir sürü toz kalktı. Liyui çok kan kaybetmişti ve yere yığıldı. Son bir kez bulutlara baktı ve gülümsedi. ve hayatını kaybetti... Aradan zaman geçti ve Tom amca oraya vardı. Ve Liyui'yi cansız şekilde yerde gördü ve hıçkırarak : OĞLUM dedi. sarıldı. Onu Jangana götürdü. Onu çaresizce mezara gömmek oldukça zor geliyordu. Ve Liyiu'yi mezera koydular. Ve eve doğru yola koyuldular...
//SON//