Öncelikle Ana karakterimizin resmini ve Minik rehberi koyuyorum.
JinTao ------------------------- Rehber

Costantinapole sokaklarında büyüyen biriydi JinTao..Jintao annesini küçük yaşlarda kaybetmişti.Babası ise kervancılıkla uğraşan kendi halinde bir adamdı.Tek istediği oğlu Jintao'yu büyütüp efsane bir kervancı yapmaktı.Jintaoda annesi hırsızlar tarafından öldürüldüğü için kervancı olup hırsızlarla savaşmak onları öldürmek istiyordu.Babasıyla beraber bir kaç defa kervana katılmıştı ve zorluklarını görmüştü.Bir müddet sonra babası kervancılığı en ince ayrıntılarına kadar jintaoya anlatıp "oğlum artık ben çok yaşlandım bu işleri senin yürütmeni istiyorum" dedi ve bir süre sonra vefat etti.Sorumluluklar JinTao'nun sırtına yüklenmişti o da bunun farkındaydı.Babasız bir hayata alışmaya çalışıyordu.
Bir gün uyurken yatağından korku ile sıçrayıp "hayırrr!" diye bağırmıştı.Uyandığında herşeyin rüya olduğunu anlayıp birazda olsa rahatladı.Elini yüzünü yıkadı.Babasının ona emanet ettiği zırhı ve silahı kuşanıp dışarı çıktı.Güzel bir sonbahar günüydü yapraklar yere dökülmüş hafiften esen bir rüzgar vardı. Uzun sarı saçları o rüzgarda dalgalanıyordu.
Ağır adımlarla Eczaneye gitti HP ve Mp stoğu yaptı çantasına.Ordan çıkıp silahçının yanına gitti.Silahçı JinTao'yu bu halde görünce epey şaşırdı ve "Tam bir delikanlı olmuşsun evlat ancak zırhının bazı yerlerini onarmamız lazım" dedi.Jintao zırhını silahçıya bırakıp atçının yanına gitti hayvanları tek tek okşadı ve en güzellerinden yirmi tane öküz seçti.Atçıya parasını ödeyip silahçıya doğru ilerledi.Silahçıdan aldığı zırhı tekrar üzerine taktı.Artık önünde kervan çekmek için hiç bir engel kalmamıştı. Tek eksiği nakliye edilecek maldı.
Önce üstüne taktığı zırh ve silahı ile şehirde bir kaç tur attı.Avcı derneğine uğrayıp gün içinde olan havadisleri sordu.Aldığı cevaplar onu şaşırtmıştı.Şuana kadar giden hiç bir kervancıdan haber alınamıyordu ve kesinlikle yola çıkmaması isteniyordu.Jintaonun kendine güveni tamdı ancak duydukları karşısında kafasında bağzı soru işaretleri oluşmuştu.Ne yapsam diye düşünürken kendini Özel ürün dükkanının önünde buldu ve birden özenle seçtiği öküzlerden birisine atladı.Dükkana iyice yanaşıp "öküzün çantalarını tamamen doldur" dedi dükkan sahibine.Dükkan sahibinin ağzı kulaklarına kadar varmıştı sevinçten.Dükkan sahibi öküze malları yüklerken JinTao bir şey unuttuğunu anlayıp evine geri dönmüştü baba yadigarı olan kurdunu aldı ve öküzün yanına geldi.Öküzü iyice kontrol ettikten sonra ücreti ödeyip üzerine bindi.Constantinople kalesinin kapısına doğru gidiyordu. Hedefi samarkantta ihtiyaç molası verip Hotana kadar gitmekti ancak avcı derneği başkanının söylediği sözler aklından hiç gitmiyordu buna rağmen ilerlemeye devam etti ve Surların dışına çıkmıştı...
Artık tehlike altındaydı her an bir hırsız tarafından soyulabilir hatta öldürülebilirdi.Altın Ova'nın çimlerinde öküz sırtında can yoldaşı,baba yadigarı olan kurdu Brocanla beraber ilerliyorlardı.Constantinople kö
prüsüne vardığında çevresinde thiefler belirdi ancak onların tek amaçları kervancıyı öldürmekti malı almak gibi niyetleri yoktu.JinTao öküzünden inip hepsini kolayca hakladı ve yoluna devam etti.

Alacakaranlık ormanına doğru ilerliyordu.Aklına babasının tembih ettiği sözlerden birisi geldi.[Bak oğlum alacaaranlık ormanı her zaman insanı yanıltır bu ormanda sana rastgelen herkesten şüphe et.Çünkü aklına gelmiyecek bir insan bile thief muhbiri olabilir.]Babasının haklı olabileceğini düşündü.Az ilerledikten sonra karşısına 12 Lv warlock çıktı.Warlock'un kaç yıldızlı mal çekiyorsun sorusuna bir yıldız diyerek yanıltıcı cevap verdi.Doğu avrupa iskelesine doğru ilerlerken önüne bir tek hırsız bile çıkmadı belkide diğer kervancılardan haber alınamamasının sebebi hain warlockdu.

Doğu avrupa iskelesine sağ sağlim ulaştı ve bir gemi kiralayıp Droa iskelesine vardı.Açıkçası iskele başında hırsızlardan bir saldırı bekliyordu genelde hırsızların pusu kurduğu bir yerdi Droa iskelesi fakat bir saldırıya marus kalmadı ve babasının ona söylediği taktik işe yaramıştı warlock'un bir hain olduğuna emindi artık...

Ararat dağına doğru ilerlerken yerde bir deve leşine ver bir kaç parça kervan malına rastladı.Malların altındaki imzaya baktığında bu malların silahçının oğlu'nun olduğunu anladı.Burnuna hiç iyi kokular gelmiyordu artık.O arada hırsızlar etrafını sardı amaçları jintao'yu öldürmekti fakat JinTao sayılarının çok fazla olduğunu anlalyınca öküzden indiği gibi vahşi savaşçı moduna geçti ve tüm thiefleri bir kez daha hakladı.
Ararat dağının içinden yürüyerek geçti 3-4 metrede bir kan izlerine rastlıyordu fakat tek başına olduğu için elinden bir şey gelmiyeceğini düşünüp yoluna devam ediyordu.Küçük asyanın uzun yolunda ilerlerken uzaklarda gezinen 2 hırsız gördü ellerindeki silaha bakıp kahkaha attı ve yanlarına yaklaştı.
JinTao_ : Dostum diğer hırsızların yerini söylemezseniz başınıza bir meteor inicek.
Hırsız 1 : Şeyy biz bir çete değiliz. yanımdaki arkadaşım, ikimiz geziyorduk.
Hırsız 2 : Evet evet doğru...
JinTao 2 hırsızın gözlerine baktı Korku dolu bakışları vardı hırsızların doğru söylüyorlardı fakat tek suçları hırsız olmalarıydı.Jintao bir meteor vurdu ve ikisinide yere serdi.Kurtuluş kö
prüsüne vardığında az da olsa pişman olmuştu güçsüz hırsızları öldürdüğü için ...

ve sonunda Samarkanda giriş yaptı.İlk işi avcı derneğine gidip yolda olanların raporunu vermekti.Çünkü diğer avcı dernekleri giden kervancılardan haber alınamamasının sebebini merak ediyorlardı.JinTao warlockcu dahil herşeyi anlattı ve avcı derneği kayıt altına aldı.Diğer şehirlerdeki avcı derneklerine haber göndermek üzere 4 elçi yola çıkardı.Jintao samarkantda pot alıp yoluna devam etti.Bu arada diğer avcı derneklerine haber göndermek için yola çıkan 4 elçinin 3'ü Jintaonun yanındaydı birisi constantinople'e gittiği için farklı yöndeydi.

Samarkanda yolculuk sorunsuz ilerliyordu taklamakana geldiklerinde 3 hırsızla karşılaştı.Panikle öküzün üzerinden indi.Elçilere güvenli bir yerlere gitmelerini söyledi.Bu kısım kervanının dönüm noktasıydı ya tamam ya devam diyecekti jintao.Önce sakinleşti wizard becerilerine sahip olduğu için "Hayat devri" yaparak canınından feda etti görünmezliğini kullandı ve hırsızların bir araya gelmelerini bekliyordu hırsızlar bir süre sonra bir araya geldiler Jintao bunu fırsat bilerek vahşi savaşçı moduna geçerek "Deprem" becerisini kullandı.Üçününüde yerle bir etti.Dizlerinin üzerine çöküp Allaha şükretti.

Elçilerde arkasından koşup JinTao'ya sarıldılar.Elçiler ata bindi Jintao öküzüne bindi ve yollarına devam ederlerken JinTao bir eksiklik farketti.Sağına soluna baktığında brocan'ın olmadığını gördü yoldaki yaratıklar tarafından Bayıltılmıştı hotana gidince ayıltabilecekti ancak...
Tüm bu olaylar olurken onlar Karakoram girişine varmışlardı bile...

JinTao birden Mujigilerin orda dağların arasına doğru koştu.Peşindeki elçiler neden böyle bir davranışta bulunduğu için JinTao_ ya şaşkın gözlerle bakıyorlardı.JinTao kimsenin soru sormasına fırsat vermeden saklanmıştı. orada 2-3 dakika bekledi.O sırada 18Kişilik bir hırsız ordusu Hotandan çıkmış Karakorama doğru koşuyorlardı.Tehlike atlatıldıktan sonra elçiler bunu nerden anladığını sordular.JinTao "Uykumda bir kabus gördüm tam buradayken 18kişilik hırsız ordusu beni ve sizleri öldürüyordu o sırada Hayırrr! diye bağırarak uyandım.Uyandığımda sizlerin kimler olduğunuzu bilmiyordum ama" dedi.

Neyseki bu thief ordusunuda atlatarak yollarına devam ettiler ve hotana giriş yaptılar.Avcılar derneğinin tüm üyeleri kapıda korku ve telaş içinde JinTaoyu bekliyordu.JinTao ise savaşı kazanmış bir şovalye gibi kasıla kasıla ilerliyordu.Hepsi JinTaoYa sarılıp onu tebrik ettiler.Ve diğer elçileri downhang yoluna doğru uğurladılar.JinTao hayatını o rüyaya borçluydu.JinTao o rüyayı nasıl gördüğünü anlamaya çalışırken birden aklına babasının ölmeden önce Constantinoplenin kuzeyinde bulunan Cadı Witch'e yaptırdığı tılsımlı taş aklına geldi.Ve JinTao, efsane kervancı olan babasına bir kez daha hayran oldu...
